‘Sevgili Günnük’ hakkında...
İçerik sistemi olarak WordPress kullanmaya başladığımdan beri bitmeyecek bir anket açmıştım. “Dünya daha ne kadar tahammül eder bize?” diye. Anket uzunca bir süre kalacak ve oylanmaya devam edecek. Biz derken kastettiğim tabi ki insanoğlu ve kızı oluyor. İnsan denen türe Doğa Ana’nın ne kadar tahammül edebileceği üzerine bir soruydu. Hani vardır ya bir düşünce “doğa ne verirse versin geriye almayı da bilir” diye. İşte aynen öyle. “Onun tahammül sınırı size göre kaç yıl sürecek” ti anketin konusu. Hala daha öyle görünüyor. Aklımda soruyu başka yerlere çekmek te var ama henüz erken. Gözüme takıldı rakamlar 1268 kişi görmüş soruyu ve cevaplamış. Çoğunluk benimle aynı fikirde 502 kişi 10-30 sene cevabını vermiş. Onu hemen 340 kişiyle 100+ sene takip ediyor. diğerleri ortada kalanlar yani en az süre ve en çok süreyi çeken kişilerin sayısı oldukça fazla ya gerçekten çok önemsiyor büyük bir çoğunluk ya da hiç önemsemiyor. Aksi şekilde önemseyen çoğunluk ya çok karamsar diğerleri de çok iyimser. Merak ettiğim için bu yazıyı yazıyorum. Anket hakkında yorum yapmak isteyen olursa diye.. Sonuçta 1200 kişi tıklamış oraya bir şekilde aralarından hiç yoksa en az bir 100 kişi çıkardı yorum yapmak isteyecek. Bundan sonrası için de yorumları bu yazıya yapabilirler oy kullananlar.
…
Geçen sene Çanakkale Tiyatro Troya ekibindeyken, Ramazan’da, buranın ilçelerinden birine bir kaç günlüğüne gösteriye gittik. Giderken bana ulaşım aracı olarak sahneyi ve aksesuarlarını taşıdığımız kamyonet denk geldi. Rol arkadaşım ve ben kamyonet şöförümüzün engin felsefi anlatımlarından oldukça fazlasıyla yararlandık. Anlattığı konulardan bir tanesi çok düşündürmüştü bizi. Komik geldi ama gülemedik..
Çan’a giderken bir yerde yapılan yol çalışmalarını göstererek “bunlar yüzünden sonumuz geliyor” dedi şöför amcamız. “Nasıl yani? Yol çalışmasından dünyanın sonu mu gelecek?” diye sordum. “Orayı burayı kazıp duruyorlar, oradan aldıkları toprağı başka yere döküyorlar, ev yaparken yol yaparken kömür çıkarırken o yandan alıp bu yana koyuyorlar, ağırlığı oradan oraya değiştiriyorlar e Dünya’nın da dengesi bozuluyor. Bir taraf ağır basıyor bir taraf hafif. Depremler neyim hep ondan oluyor” cevabını aldık. Sustuk yol boyunca..
Benim de tahminim dünyanın en fazla 30 sene tahammülü olduğu bize. Artık depremlerle mi savurur, fırtınalarla mı yoğurur, karla mı dondurur bilmiyorum ama rahatsızlığını dile getirmek isteyecektir. Diyorum ki hani suçluluk duyar da en azından bir özür dilemek isterseniz özür kampanyaları için buradan buyurun bir de buradan bir de buradan… Yok eğer aksini düşünüyorsanız buyurun söz sizde hemen aşağıya yorumlarınızı bekliyorum.
Sevgili Günnük kategorisinde yazılmış ve 3 yorum almış

Bütün günümü zehir etti bu 3-5 kelime topluluğu. Her şey dün akşam üstü başladı. Gezdiğim sitelerden bir tanesinde <iframe> kodları içine yazılmış zararlı bir sitenin linkinin olduğu bir kod dizimi varmış. O kadar antivirüs programları kullanıp hepsinin güncel olmasına rağmen artık Internet Explorer’in azizliğinden midir nedir sağlam bir virüsü veya malware‘i yemiş bulundum. Kabus açıkçası öyle başladı. Gerçi kabus olduğuna az önce karar verdim. Neden mi? O gezdiğim sitede sahibinin de muhtemelen bilmediği o küçük iframe içerisinde açılan zararlı virüsü içeren site kodu sayesinde yediğim ve NOD32′nin Win32/TrojanProxy.Jaber.NAD trojan, Microsoft Trojan’ın Win32/Mespam.B, ve diğer 2 antivirüs programımın bulamadığı yine diğer antivirüs programlarımın mümkün malware (Possible_MLWR-5) olarak tanımladığı bu virüsü bir türlü temizleyemedim. Sağolsun kendisi ”profcoma net dj” gibi bir adresten ”zu exe” diye bir dosya indirmeye çalışıyordu. Benzer şekilde eskiden hortlayan W32/Zusha.worm vardı o da aynı dosyayı indirmeye çalışıyordu ama bununla benzer şekilde temizleyemedim. (adresleri tam yazmadım..) Tüm savunma programlarımın tek yapabildiği bu dosyayı indirmeyi önlemek. Bunun haricinde tam anlamıyla bilgisayarımdan bu virüsü temizleyemedim. Dün neredeyse bütün gecem bu virüsü temizlemeye çalışmakla geçti. Bilgisayarımı formatlamak istemedim. Daha işletim sistemimi kuralı 1 hafta olmadı. Neyse gece yatarken nasılsa virüs tam fonksiyonuyla çalışamıyor diye düşündüm. “Sadece hazımsızlık yarattı” dedim ve yattım. Sabah kalktığımda ilk işim antivirüs programlarımın aktivite kayıtlarına bakmak oldu. Akitivitelerin hepsinde 15 dakikada bir virüsün zu exe‘yi indirmeye çalıştığını gördüm. Sinirim bozuldu… Daha sonra adsense gelirlerime baktım ve rutin gelir getiren sitelerimden bir tanesinin bir gün önce hiç bir şey kaydetmediğini gördüm. Kıllandım o sayfayı açtım.. Bembeyaz bir sayfa. Sinirlerim yine bozuldu. Kaynak koduna baktım hemen “icqdosug com pood” adresine yönlendirilmiş bir iframe kodu yediğimi gördüm. iframe kelimesine koruma kullandığım halde çoğu yerde adamın yaptığına hayran kaldım çünkü öyle bir hazırlamış ki document.write komutunu kullanırken direkt iframe olarak yazdırmıyor tek tek değişken gibi gösterip en sonunda toplu olarak yazdırıyor. Mesela; var ewp=”i”; var ocr=”f”; var vql=”r”; var tkj=”a”; var bqa=”m”; var ylq=”e”; diye tek tek bir değişkene atamış en son document.write(ynq+ewp+ocr+vql+tkj+bqa+ylq+bvaed+krosf+anlox+ vs… diye bir güzel yardırmış… Şaştım doğrusu… Yazının devamı.. »
Güncel, Sevgili Günnük kategorisinde yazılmış ve 12 yorum almış
Yaklaşık on dakikadır ağzım kulaklarımda. Öylesine sayfalar arasında gezinirken bir resim sitesine rastladım. Resimler arasında kaybolmuşken bir resime, hareketli bir resime diğer resimlere baktığım süreden daha fazla süre boyunca baktığımı farkettim. Önce durdum son bir kez daha baktım.. Suyun kaldırma kuvvetini bulan Arşimed gibi bir keyif bürüdü içimi. Yıllardır düşündüğüm bir soruya cevap buldum. Evet yıllardır sorduğum sorulardan birinin cevabını aldım.
Yazının devamı.. »
Sevgili Günnük kategorisinde yazılmış ve 4 yorum almış
Bir kaç sene evvel burada kuytu köşede kalmış eski bir rum evini önce kitap okuma evine daha sonra kafeye çeviren iki arkadaşıma yardım etmiştim bir süreliğine.. Kafenin, camdan çatılı arka bahçesinde, şöminenin başında Tanju Okan’ın “Öyle Sarhoş Olsam”ı ile başlayıp Amalia Rodrigues’in “Aranjuez Mon Amour” şarkısıyla biten soğuk ama bir o kadar da sıcak şarap geceleri geldi aklıma. Kafka’nın Milena’sını -utanarak söylüyorum- tost ismi yaptığımız, sıcak şarabı ucuz köpek öldürenlerle pişirdiğimiz, hatta frp bile yaptığımız dillere destan Milena Kafe’den bahsediyorum…
Yazının devamı.. »
Müzik, Sevgili Günnük kategorisinde yazılmış ve 3 yorum almış
İlk WordPress Tema denemem. Mor Converse.. Daha önce sayısız defa temaların resimlerini değiştirerek kullandım kendi temalarımı ve diğer WordPress kullanan arkadaşlarımın kullandıkları temaları. Ama yaklaşık 3 gün önce “bir temayı sıfırdan nasıl yaparım?, Yani Photoshop’un karşısına geçip kafama göre çizip boyadıktan sonra o tasarımı nasıl temaya dönüştürürüm?, Bildiğim css tekniklerini o temaya nasıl uygularım?” diye oturdum gecenin bi’vakti bilgisayarın karşısına. Hal öyle olup insan şartlı olunca, ilham perileri gittikleri lavabodan (!) hiç dönmüyorlar… Ben de aklıma ilk gelecek şeyler üzerinde çalışmayı deneyeyim dedim. Şansıma Converse Ayakkabı çıktı..
Yazının devamı.. »
Sevgili Günnük, Wordpress Teması kategorisinde yazılmış ve 9 yorum almış