Rastgele paragraf attım geceye- ki edebi olsun..

Geceyi neden çok sevdiğimi buldum sanırım. Herhangi bir gece dışarı çıktığınızda mutfaktaki hamam böcekleri gibi gün doğana bir ışık yanana kadar etrafta amaçsız dolaşan insanları fark etmişsinizdir. Pastaneye poğaça almaya giden esrarlı gençler gülmek için can atarlar gülmemeleri gerektiğini bildikleri halde. Son dolmuş tanımı olmasa da büyük şehirlerde 2 üzeri yolcunun bir yerlere gitmeye çalıştığı geç saatlerde ayakta zor duran alkollüler müsait bir yeri en az iki durak geçene kadar söyleyemezler, her ne kadar sarhoş olduklarını hissettirmemek için ellerinden geleni yapsalar da.

Hayat kadınları bazen. Kimisi dünya parasını reklam sitelerine kaptırmış tek avuntusu devlet çalışmamıza izin vermiyor olan evlerine kamera sistemi döşeten sözüm ona eskortlar. Yolda sizi görünce eğilip uzuvlarının yuvarlaklığını gösteren, bazen kalın bel kemiklerini saklayan devlete benzer herhangi bir devlet çalışanını görünce arkasını dönen.

Hırsızlar tinerciler.. dilenciler bile gündüzden farklı yüzsüz, yine zengin fakir detektörüyle gezermiş gibi sizin de gecenin sakini görünmeniz yeterlidir size bulaşmamalarına. Yardım için anca belki en fazla bir dal sigara.. Geleceğim yer çok uzak değil ama beş dakika soluklanıp devam edeceğim yer biraz Nişantaşı Ümraniye farkı gibi.

...

Ülkedeki Roman vatandaşlar arasında suç oranının yüksek olduğu yerleşim yerlerinde bile suç işleyenlerin komşuları olduğunuz sürece araları iyidir sizinle -geceleri bile-. gündüzün ve gecelerin sakinleri birbirine düşman olsa bile kavgaları uzun sürmez. Vermiyorsa vermiyordur, sevişmiyorsa sevişmiyordur. Yasadışı madde kullandığınızı anlasa da şikayet etmiyordur. Ekmek parası mı?

Kavgadan uzak durmaya çalışması mı belirsiz. Gece ve gündüzün sakinleri kendi arasındaki farklılıklarıyla da birbirinden farklıdır. Gecenin sakinlerinin düşmanı gündüz gezenlerken, gün doğumu batımı arasında nefes alanların düşmanı kendi içlerindendir hep. Kavgaları fikir ayrılıklarından çıkar, en fazla hakaret davasıyla biter. Davalık olay mahali gündüzcü ve gececiler için aynı değildir. Karanlık suçu örteceğinden handikaplıdır gece çıkan olaylar. Fark dediğim ondan değil yani.

2 gececi birbiriyle kavga edecekse ölümüne yumruk yumruğa diş dişedir savaş. Hayatta kalma mücadelesine engel herhangi bir sebeple adam ölebilir. Özet; kendi grup içindeki kavga hayatta kalmak içindir. Gündüz ise trafikte silah çeken biri en fazla şikayet edilir. Küfreden alttan alınır kavga çıkarsa karakolda soluk alınır. Aradaki fark bu da değil.

Aradaki fark gece gezenler kendi içindeki kimseyi aşağılamazlar küçük görmezler ezmezler. Torbacı yirmilik paleye madik atsa da yer yer çekip silahı kafasına dayamaz, hakaret etmez, hor görmez, aşağılamaz sebepsiz veya sebepli bir bakıma.

Gündüzcüler ise hep “sebepsiz” hep kibirdir yekünde.

İşte takıldığım budur benim. Arada gördüğüm fark budur. Gece sokakta olanın partisi, takımı, eğitimi, cehaleti yoktur. Varsa da onlar part time gececidir. Gündüzcülerde ise her birey bir diğerinin açığı, aşağılığı peşinde harcar vaktinin büyük kısmını.

Evrime dayayabilirim takıntım görünse de mevzu. Yok yok korkmadan değdiririm pek ala. Hayvanlar hayatta kalmak için saldırgan tehditkar veya ölümcül davranır. Tuzak kurarlar en akılısıysa konu. Ama genelde diş dişe, göz göze, kan zehire bir mücadeledir. İnsan olmak dayanılamayacak kadar hafif görünse de hayvanlar için, bu noktada hayvanlar da geceleri yaşayanlar da evrimlerinin bu kısmını köreltmemiş hayatta kalmalarına tırnak tırnağa devam etmektedir.

Aynı hayvanlarda olduğu gibi topraklarına hakim olma isteği güdülmediği taktirde diş göstermezler. Gerektiğinde savaşabildikleri için bilinçleri dahilinde başka gelişen eyleme ihtiyaç duymazlar. Nitekim gündüzcüler törpüleyemedikleri için tırnaklarını, oklarını, zehirlerini yine geliştirdikleri holiganlık veya aşağılama eylemlerini eğe yerine kullanırlar.

Aşağılamaya takıyorum belki özünde bilmiyorum aşağılamanın gayesi ne? Ne hayatta kalma mücadelesine bir destek ne de koruyan dış etkenlerden.. Sanırım bu ayrı konu.

Geceyi sevişim doğaya daha uyumlu olduğundan sanırım sanrılardan mustarip görünse de bu yazı. İnsanlara nefretten demek insan işi olurdu parçada anlatılanlara göre.

İnsanlar doğanın parçası olmamalıysa kendi küçük hayal dünyamda, gideceğim tek yer gece karanlık sokaklar. İnsansız. İnsanlıysa şayet onların yani gündüze ait olanların da teşhirden arınmışlarıyla.

İkisi arasında sıkışıp kalmak da garip bunları yazdıran durumdan bahis. Tercih / seçim sevdiğim kelimelerden değil ne olduğuma dair bir işe yaramasa da. Kedi güzel kokan yemeği tercih edebilir. Neyse..

İkisini yaşamaktan ziyade ikisinin bilincinde eğlencesine veya gözlemlemecesine bile olsa ikisi arasında mesai değiştirmek hangisi yapar beni? Hayvana yakın bir insan mı? İnsana yakın bir hayvan mı? İkisinin dışında bir isim mi? İkisi de birbirine zıt anlamlı diye geçmiyor mu sözlükte?

Umarsızca ikisi arasında koşturmanın tek açıklaması hayatta kalmaksa şayet veya merak -ki primatların en belirgin özelliği- yine ben neyim? İnsan mı hayvan mı? -Başta unuttuğum haşa- gece yaşayanlar hamam böceği ya da hayvan -yine zoraki eşitlik ardına sokma telaşıyla haşa- gündüz yaşayanlar insan demek değil derdim.

Derdim zevk için merak için veya amaçsız olup olmadığını adlandırdığım her duygu bilinç dahilindeyse bir kedinin de bilinci olduğunu idda edeceğim. Bilemedim. İnsan ve hayvan farklı bir tür mü birbirinden. Farklıysa ayıran ne ikisini birbirinden?

Geceyi gündüzden farklı kılan belli.. Her görüşümde kedinin beni yalayışını farkettim ki kimisinde beni temizliyor sadece -belki sadakat belki sevgi- kimisinde önce elimi ıslatıp kendi ulaşamadığı yerlere sürtüyor temizlik bezini kendince.

Bir kediye daha çok saygı duyuyorum insandan. İnsanın da kedi olanına saygı duyuyorum o yüzden. Peki hala aynı soru ben neyim? İnsan olan bir hayvan mı tanım? Kedi insan mı? At insan mı? İnsan insan mı sadece.. Geceyi neden sevdiğimi ararken insanları neden sevmediğimi bulmak peşinde de değilim.

Son sanırım- Derdim insanlardan nefret ederken kendimi sevebilmemin bir yolunu bulmak. Önce kendimin ne olduğunu bularak.

“İmla, elde olmayan sebeplerden namüsait olabilir teknik imkanlardan mütevellit” cümlesi geçince aklımdan not düşmek için, part time gececi ve teşhirci bir gündüzcü insan olduğuma inandım ve kendimden nefret ettim. En azından insanın sevilmemesi gereken bir varlık olduğuna da kendimi inandırabildim. Tavşanlar dağlar küsüşler çok mühim değil. Nefret yerinde ağır ^^

Farkındalık hayvanlarda var mı? Ya da nasıl anlatılmış onu merak ettim şimdi bak...


Bu yazı 21 Mart 2017 Salı günü Onur Pay tarafından yazıldı

Siz ne diyorsunuz?

Valid XHTML 1.0 Transitional Valid CSS!