Delirmemek elde değil…

Delirmemek elde değil… 

Gecenin bu vakti beynim patlamak üzereyken yeter sesleri bastırmaya başladı uykumu. Ne mi bu kadar celallendiren gecenin bu vakti? Hele bir yazayım ortaya çıkar açıkçası ben de tam anlam veremedim henüz.

Küçüklüğümde okumayı erken becerebilmiş biri olsam da televizyon bağımlısı bir çocuktum. Reklamlardan tanıdığım “Yayla” yazısıyla, arabaların üstünde görünce aynı reklamı “layla layla” diye göstermemle başlamış aileme göre okuma yetim. Derken komşu kızının -ki eminim şimdi çocuğu ilkokulu bitiriyordur- ilk okul defterlerinden öğrenmişim yine büyüklerimin söylediğine göre. Ama televizyon hiç çıkmamış çocukluğumdan. Ellerimi çeneme yaslayıp karşısında uzanarak televizyonu saatlerce izlermişim. Son 10 yıldır ise televizyona etmediğim küfür kalmadı. Bu 10 yıl içerisinde İnternet girdi çünkü hayatıma, televizyondan ve saçma Türk medyasından başka. Dünyaya açılan yeni, organik bir pencere…

Bu on yıl içerisinde ellerimi çeneme yaslayıp karşısında uzanmasam da, şimdi gözüm kapalı duyduklarımı yazabiliyorum klavyeye bakmadan bilgisayar karşısında. Tarihin gerçekten tekrardan ibaret olduğunu yaşadıkça anlıyorum ve korkuyorum 3-5 sene içerisinde İnternet’ten nefret etmekten. 6 yaşında televizyonla tanış, 16 yaşında İnternet ile.. 26 yaşımda soğuyacak mıyım diyorum ister istemez 1 sene kalmışken tekerürre. Medyanın kirliliğinden daha büyük bir kirlenme bu kez beni soğutacak olan. Sosyallikten, sanattan, kültürden yoksun kalmış bir ülkenin medyasının kirliliği ve yetiştirdiği nesilin daha geniş bir iletişim aracıyla tanışması ve zaten eksikliklerinin fazla oluşu beraberinde kat be kat artmış sorunları.

Tamam 2 paragraftır kıvırıyor laf kalabalığı yapıyorum. Söylemeye çalıştığım şu!!! Gerçek sosyalleşmeden nasibini almamış günümüz yurttaşı dünyaya açılıyor ve eksik olan sosyal yapısını tamamlayamadan yeni eksiklikleri bünyesine katıyor. Aynı medyadaki “Gaffur-Cakkıdı Paralizi” gibi İnternet’te de bir yozlaşma, bir yabanlaşma ve asosyalliği bırakın ilkelleşme boy gösteriyor. Bir çok eksiği olan (sağlık, eğitim, güvenlik, ekonomik vs.) ülkemiz gençliği eksikliğiyle beraber İnternet’te sosyalleşmeye çabalıyor. Daha da açıyorum ve getirmek istediğim yere getiriyorum konuyu. Avrupa ve Amerika’da ki yaşam standartlarından az çok haberdarız. İnsanlar gündelik ihtiyaçlarını gereksinimlerini bizlere göre daha kolay karşılıyorlar. Sağlık sorunları, eğitim sorunları, güvenlik ve ekonomik sorunları bizimkilere nazaran gerçekten çok ama çok daha az. Dolayısı ile oluşturulan sosyal ortamlar, sosyalleşme adına kullanılan siteler, portallar yine gereksinimi sadece ihtiyacı olanlara hitap edecek şekilde planlanıp programlanıyor. Dolayısı ile sonuçtan fazlasıyla randıman alınıyor ve bir nevi hobi haline geliyor. Ama aksine bizdeki durumda facebook’taki hatunların profillerinin yer aldığı bloglar açılıyor, cinsel içerikli oyunların yer aldığı siteler açılıyor, alkollü msn kullanmak isteniyor, “kız msn adresleri” gibi inanılmaz arama kelimeleri ortaya çıkıyor. Kısacası eksiklikler birden ve kalitesiz bir şekilde kapatılmaya çalışılıyor. Ateşi bulmayı bırakın ekmek değil pasta yapıp vitrine koyan bir toplumdan ateş yakmayı öğrenmeden ekmek işine giriyoruz sürekli. Toplum genelinin kültür ve sosyal seviyesi olması gerekenin gerçekten altına düşüyor bu durumda. Amaç para kazanmak tabi ki. Amaç hedef kitleyi istenildiği gibi yönlendirmek..

Bugün gözüme çarptı, günlüğün adresini unuttum. Bir grup facebook’a üye olup deney yapıyorlar ve cinsel terimler içeren üye isimleri seçip çeşitli alt grupların arasına girmeye çalışıyorlar. Tespit o kadar ilginç ki… Deneyi yapan gruba gelen davet maillerinden bir tanesi “Bukowski severim, tanışalım mı” ibaresine ek birkaç cinsel istek içeriyor ve grup cevaben “ben aslında de Sade severim, ona ne dersin” şeklinde karşılık veriyor, aldığı cevap ise “kitaplarla o kadar aram iyi değil uzun zamandır okumuyorum” oluyor. Demek ki bu denek azıcık kültürlü olmanın Bukowski okumak ya da okuduğunu belirtmenin olduğunu zannediyor. Başka bir örnek olsun diye aktarıyorum; anlaşma metinlerinin, gizlilik bildirimlerinin, kullanıcı sözleşmelerinin, kullanıcı haklarının neler olduğunu, nelere dikkat edilmesi gerektiğini bilmeden sitelere üye oluyor cep telefonlarına melodiler, oyunlar, arka plan resimleri alıyorlar ciddi ciddi servet ödeyerek ve ödedikleri servetin farkında olmayarak. Eksiklerimiz gerçekten çok. Eksikleri kapatmadan yeniliklerin peşine düşmek aynı şu anki Türk medyasının, müziğinin, sanatının, sporunun geldiği nokta gibi bizi ciddi anlamda düşündürecek 2-3 yıl içerisinde. Ben televizyonun çıkıp popülerleştiği zamana ve çürüdüğü zamana şahit oldum. ve İnternet’in doğup popülerleşmesini de gördüm. Toplum eğitilmediği sürece ne verilirse verilsin zararına olacak, eksikliklere eksiklik katılacak.

Önemli merciler yeni karar vermiş “medya okur yazarlığı” gibi bir programın ilköğretimde seçmeli ders olarak okutulmasına.. Bugün bir reklam gözüme ilişti, “çocuklarınızın; yorumlama, ölçme ve seçici olma yetilerine yardımcı olun, seçmeli ders olarak medya okur yazarlığını seçin” gibi bir sloganı vardı. Öyle içten bir geç kaldınız dedim ki… Ama yine de zararın neresinden dönülse kardır ve o attıkları adım ilk olsun ama son olmasın tek bir seçmeli dersle olmaz bu!!! Çocuklara seçicilik ve kalite duygusunu aşılatacak zorunlu dersler ve aile eğitimi de olsun. Çocukların hayal güçlerini geliştirecek yeni dersler eklensin, sanatın, kültürün ne olduğu TAM anlatılsın, dünya edebiyatı öğretilsin, Bukowski entel yazarı olmasın tanınsın sadece ve diğer yüzlerce yazar sevdirilsin gençlere. Televizyonlarda duygu sömürüsü yapan KİRLİ, ÇÜRÜK ve ADİ yayınlar yerine KALİTELİ yayınlar yapılsın YAPTIRILMAYA ZORLANSIN. Evet başlangıçta dediğim gibi çıldırmak üzereydim saçma sapan “sosyalleşme sitesi” haberlerini gördükçe.  Arkadaşlar boşuna POHPOHLUYORUZ o platformları, eğitmsiz bir kesimin bu araçlara erişmesi onların gerçekten zararına. Bizim de, ulusumuzun da, toplumumuzun da zararına.

Bu anti-sosyalleşme sitesi karşıtı yazı ne kadar anlamlı bilemiyorum. Bir an için celallendim ve duruldum yemek ağır geldi belki de ya da uykusuzluk başıma vurdu. Ama eminim;

Tek isteğim daha kaliteli bir toplum.

Hoşunuza gittiyse bu yazılara da bir göz atın derim..

Diablo 3 Guest Pass

Diablo 3 Guest Pass yazısının devamını oku...

http://www.onurpay.com

Başlat menüsü ve gerekli programlar üzre'

Başlat menüsü ve gerekli programlar üzre' yazısının devamını oku...

http://www.onurpay.com

Google Bunları da yapsana!!!

Google Bunları da yapsana!!! yazısının devamını oku...

http://www.onurpay.com


Bu yazı 13 Kasım 2007 Salı günü Onur Pay tarafından yazıldı

“Delirmemek elde değil…” için 1 yorum yapılmış

  1. *duygu tarafından Ara 10, 2010 tarihinde yapılmış

    zevkle okudum çok doğru tespitler gerçekten..

Siz ne diyorsunuz?

Valid XHTML 1.0 Transitional Valid CSS!