Türk Şirketler ve Alternatif Yenilenebilir Enerji Kaynakları

Alternatif Yenilenebilir Enerji Kaynakları - Bozcaada Rüzgar Santrali

Başlığa bir de sonunda kelimesi eklemek istedim açıkçası. "Sonunda Türk Şirketler enerji ihtiyacımıza yeni çözümler getirmeye başladı." Geçtiğimiz günlerde son bulan Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu'nun, Rüzgar Santrali Lisans Başvurusu gerçekten çok büyük rağbet gördü. Tam 746 adet başvuru yapıldı. Enerji konusunda Türkiye'nin kurulu sistemi toplamda yaklaşık 40.000 MW civarında. Başvuruda ise toplamda 76.000 MW enerji üretimi söz konusu. Neredeyse Türkiye'nin tüm bölgelerine gösterilen rağbet ülkenin enerji ihtiyacını fazlasıyla karşılayacak. Başvuran firmalar ülkemizin önde gelen holdinglerinden. Hatta ülkemiz için doğalgaz devi olan Botaş bile başvuran kurumlar arasında. Ancak konunun ciddiyetiyle Ingiliz petrol devi BP ve Ispanyol Iberdola şirketi yabancı firmalar arasında yer aldı. Durum gösteriyor ki alternatif ve yenilenebilir enerji kaynağı olan "rüzgar" ülkemizde yeni bir sektöre imzasını atıyor. Ayrıca bu durum küresel ısınma konusunda da atılabilecek önemli bir adım.

Amerika'lı 3-5 "dangalak" tarafından piyasaya ittirilen "petrolden başka enerji kaynakları yarardan çok zarar getirir araştırmaları" olsa da rüzgarın ne kadar da kullanışlı olduğu zamanla ortaya çıkacaktır. Bu hakaret içeren ithamımın sebebi; yenilenebilir enerji çevre dostu olmayabilir konulu bir dizi araştırmanın gündeme getirilmiş olmasıydı. ABD Rockefeller Üniversitesi SAÇMA bir araştırma yapmış ve yenilenebilir enerji kaynaklarının toprak kaybına, çevre kirliliğine yol açacağını savunmuş. Neden acaba?!? "General" şirketinin sahibi Rockefeller olduğu için mi? Ya da zamanında PETROL devi olduğu ve bölünerek sayısız petrol şirketi oluşturduğu için mi? Herneyse neden hakaret ettiğimi anlamışsınızdır. Bu konuyla ilgili başka yazdıklarıma göz atabilirsiniz. Küresel ısınma neden ciddiye alınmıyor?

Örneğin Çanakkale sınırları içerisinde 2 farklı yerde rüzgar tarlası mevcut. Bozcaada rüzgar enerjisiyle enerji ihtiyacını karşılıyor. Görüntüsünün güzelliğinin yanısıra sessiz ve temiz olduğu kanaatindeyim. Ayrıca yerel turizme de fazlasıyla katkı sağlıyor. Bahsettiğim bu başvurular sonrasında İzmir için özellikle yatırım yapacak olan Turcas daha önce özelleştirmeyle Petkim'i satın almıştı. Başvurularında özellikle Petkim içerisine yani kurum bahçesine 47 mw'lık rüzgar santrali kurmak istediğini belirtti. Sizi bilmem ama benim Petkim'i gezebilme fırsatım oldu. Tam bir kent merkezi gibi. Hatta kent gibi... Yanı başında petrol işlenen bir kurumun rüzgar enerjisine yönelmesi takdir edilesi ve örnek alınası bir uygulama. Çünkü ülkemizde enerji ihtiyacının en çok olduğu yerler şüphesiz sanayi bölgeleri. Sanayinize yetecek kadar ekstra enerji sağlayabilirseniz üretiminizden de o kadar verim alırsınız. Ülkemizin sanayi konusunda en büyük sıkıntısı ne yazık ki enerji. Tekrar herneyse, yatırım talebi en çok Izmir, Balıkesir, Çanakkale ve Istanbul'a geldi. Bunun en büyük nedeni bildiğim kadarıyla Izmir, Balıkesir ve Çanakkale için rüzgara elverişli olması. Bilenler bilir Çanakkale'nin soğuğundan çok rüzgarı anılır.  Kısacası bölgesel olsa da yapılan bu çalışmalar enerji ihtiyacımızı büyük olasılıkla karşılayacak ve daha temiz bir tüketim imkanı sağlayacak. Fosil yakıtlar ve gün geçtikçe kuruyan barajlarımızı düşünürsek alternatif enerji kaynakları arayışımızın burada kalmaması gerektiğinin hepimiz farkındayız. Daha üzerine gitmemiz gereken konular var. Bunlardan bir tanesi Güneş'in enerji kaynağı olarak kullanılması ve Nükleer Enerji.

Bu arada Alternatif Enerji Kaynakları üzerine bir yayın çok hoşuma gitti. Siteye aşağıdaki logoya tıklayarak ulaşabilirsiniz;

Alternatif Enerji


Bu yazı 5 Kasım 2007 Pazartesi günü Onur Pay tarafından yazıldı

“Türk Şirketler ve Alternatif Yenilenebilir Enerji Kaynakları” için 2 yorum yapılmış

  1. selda güngör tarafından Kas 9, 2007 tarihinde yapılmış

    en nihayetinde yatırımın uzun süreli de olsa geri dönüşümünü dert etmeyip,her şekilde katkıda bulunması kesin olan rüzgar enerjisine odaklanmayı başarabildiler demek.
    buna gerçekten sevindim.
    rötarlı da olsa cesaretlendirici bu gibi adımların olduğunu görmek umut veriyor.

  2. Adem tarafından Kas 9, 2007 tarihinde yapılmış

    Son ırmak kuruduğunda, son ağaç yok olduğunda, son balık öldüğünde; beyaz adam, paranın yenilemeyen bir şey olduğunu anlayacak

Siz ne diyorsunuz?

Valid XHTML 1.0 Transitional Valid CSS!