Rüya üzre bir yorum..

"Bugün 21 Aralık 2004 Salı ve geceyarısı çoktan geçildi karanlık sularda, yaşadığım sınırlarda. Akşam üstü bir resim, bir film gördüm kısacık yorgunluk uykusunda.. Bir anı canlandı aklımın bezemesi eşliğinde;

Dün gibi hatırlıyorum, serin bir sonbahar öğleden sonrası ben ve birlikteki diğer arkadaşlar siperlere mermi taşıyorduk. O kadar hızlı bir akıştı ki bu, el arabaları yokuş aşağı koşarcasına kayıp gidiyordu elimden. Savaşın asil oluşu cephenin düşman mevzilerinin yanyana, omuz omuza oluşundan belliydi.. Biliyorum bu çok şaşırtıcı ama yanyana iki düşman ordugahı ve savaşmak için kullanılan kocaman bir arazi. Mavzerler birbirine o kadar yakındı ki mermi taşıyanlar yolu şaşırıp düşman sığınağına girmemek için dikkatli olmaları gerekiyordu. Yine aynı öğleden sonra ciyak ciyak bağıran sirenlerle yırtıldı ortalık. Kolcular ve silah başındakiler akabinde subay ve mühendisler gaz maskeleri takıyor sığınaklara koşturuyorlardı. Ne olduğunu anlamadım ama anlamamı kimsenin istediğini veya sağladığını zannetmiyorum. Derken 3-5 er bir araya gelmiş olup bitene duyarsız bir şekilde sigara içerken görüldü terden yanan gözlerime. Dayanamadım sordum; Nedir bu telaş? Niye ve neye hazırlanıyorlar? Cevap yoktu ama bir sığınak tarif ettiler. O an anladım ki bir bomba, bir hava saldırısı başlayacaktı. Nereye? dedim. Nerede şu sığınak? Bir binayı gösterip arkasında olduğunu söylediler ve hangi takımı tuttuğumu sordu. Saçma gelmişti ama tutamadım kendimi.. Galatasaray.. Tamam o zaman dedi. Sarı kırmızı duvarın arasına sığın. Koşmaya başladım 3-5 saniye sonra gökyüzünden gelen piknik tüpüne benzeyen ama en az 5-6 kat daha büyük bir -muhtemelen- bomba gördüm. Kendimi yere attığımda binanın arkasına geçmiştim bile... Düşenin atom bombası olduğuna emindim. Yüzümü soğuk ama kuru betona bastırdım. Kollarımla kulaklarımı kapattım. Korkuyordum. Daha öncebir yerde okumuştum; atom bombasının patladığı 45 km karelik alan içindeki tüm yaşam formlarının bir-kaç saniye içerisinde yok olduğunu.. Ümitliydim yine de. Önümdeki bina beni korur diye düşündüm. Ve olan oldu bir uğultu ve -gözüm kapalı olmasına rağmen- bir aydınlık ortalığı sardı. Çınlama sesleri hakimdi kulaklarıma. Yaşıyor olamazdım derken bir ses Kalk, kalk dedim sana! zorla da olsa doğruldum. Yeni doğmuş bir at yavrusu gibi sendeleyerek doğruldum. Karşımdaki bir erkekti ama şeklini hatırlamıyorum. Sakın arkana bakma dedi. Söylediklerine itaat ediyordum. Gel benimle dedi ve nasıl oldu ne kadar sürdü anlamadım. Western filmlerindeki barlar gibi bir yerde elimde yemek tabağı ve karşımda Brad Pitt'e benzeyen biri vardı. Sıcaktı ama vantilatörler serinletiyordu o kişiyle aynı dili konuşuyorduk. Derken birkaç dakika öncesi geldi aklıma o garip şahıs sakın arkana bakma demeden önce dönüp bakmıştım olup bitene ve bedenim orada dumanların üstünde tütüyordu. Anladım ki ölmüştüm. İçim titredi. Brad Pitt'e benzeyen adam; sakın korkma dedi. Herşey geçti.. Artık burdasın ve herşeyin sonu burası. Herkes gibi sen de öldün ve şimdi karşımdasın. Daha sen kimsin demeden cevapladı; Sorularını saklamalısın. Henüz hakkında hüküm verilmedi. Bekle ve buraya alışmaya çalış.. Neden yemek yiyorsun? Neden Brad Pitt'e benziyorum? Neden burası ılık... Bunları anlamaya çalış.. ve salona biri daha geldi ama şekli yok gibiydi elime bir kitapçık tutuşturdu, 3 sayfalı bir menü gibi.. klasör gibi... 3 kapak ve ortasında bir bloknot. Sanki biri bana zorla yaptırıyormuş gibi bu bloknotun son yaprağını açtım. Altında süresi dolmamıştır ibareli birşey yazıyordu. Daha birşey anlamadan gözlerimi açtım. Bugün oldu günler geçmiş II. Dünya savaşı bitmiş ve bir geçmiş giydirilmiş. 2004 te yaşayan bir genç olmuştum. Uykudan uyandığımda ağzım kupkuruydu rüyamda tabaktakilerin barbunya olduğunu farkettim. Ve gördüklerimi unutmadan yazmak istedim. Bunları toparlamak istiyordum.

Bazı gerçeklerin yeni farkına varıyorum. O gördüğüm gerçekten Brad Pitt'ti ve Tyler Durden hesabı, rüyamda Tanrı olmuştu. Hava ılıktı çünkü ne sıcağı ne soğuğu severim. Tabaktaki konserve pilaki en sevdiğim yemekti ve hep oturmaktan keyif aldığım kafeler, barlar, western filmlerindeki gibi olanlardı.. Elime gelen hayatta yaptıklarım, günahım, sevabım ve hakkımdaki karar daha çok erken... ve uyudum ve geçmişim yazıldı aklıma kondu ve farklı bir yaşam için 2004 yılı denilen Türkiye denilen, Dünya denilen bu yerde tekrar yaşamaya başladım. Sanki 22 yıldır burada yaşıyormuşcasına..

 Şimdi soruyorum kendime; Rüyam'mı gerçekti yoksa şu an mı yada her ikisi de mi.. Bilmiyorum bilemiyorum..."

Bu yazıyı 3 sene önce not düşmüşüm. Yarın 6 Ağustos ve Hiroşima'ya atılan bombanın 62. yıl dönümü. Orada ölen masum insanlardan 200.000 insandan biri gibi hissediyorum kendimi. Ölüm o kadar hızlıydı ki o an.. Tanrı bile dayanamadı bu kadar ani ölüme ve vakti dolmamıştır diye yaşatıyor bizi hala. Yoksa eminim o bile şaşırdı insanların bu kadar acımasız olmasına. Ve bizim cezamızı mahşere kadar uzattı. Yoksa eminim onun kıyamet ihtişamı bundan daha büyük olamazdı.. Yarın 6 Ağustos. Teknoloji denen pisliğin kötü ellerde daha ne kadar pisleştiğini gösteren utanç verici bir gün. Üzülmekten lanet etmekten başka yapabilecek birşey yok.. Öyle yada böyle insanlardan nefret etmek için bir sebep daha bu olay. Keşke bunlar bir rüya ve gece uykuda gördüğüm şeyler de gerçek olsa.


Bu yazı 5 Ağustos 2007 Pazar günü Onur Pay tarafından yazıldı

Siz ne diyorsunuz?

Valid XHTML 1.0 Transitional Valid CSS!