Otobüs yolculuklarından nefret ediyorum…

Otobüs yolculuklarından nefret ediyorum… 

Efendim özlenip özlenmediğimi merak edecek kadar bir üslup ve içerik geliştirmediğimi biliyorum. Lakin bir hafta tatil sürecinde gevşemiş dimağın daha samimi içeriklere vesile olacağına eminim. Zati bu son dönem “haber blog” furyasına kendimi kaptırdığım için ilginç ya da önemli haberleri yayınlamak dışında çok fazla yoruma ve günlük kıvamında yazılara başvurmamıştım. Umarım tadımı bu konuda yakalarım. Neyse… başlıkta yazdığım gibi “Otobüs yolculuklarından nefret ediyorum!!!” Sebeplerine gelirsem;

-Öncelikle şehirler arası ulaşım fiyatları gerçekten pahalı. Örneğin İzmir-Çanakkale arası 326 km ve öğrenci ulaşım fiyatı yaklaşık 25-30 ytl arası. 28 ytl’ye aldım biletimi. Sizce de bu fiyat fazla değil mi?

-Neredeyse her firmada bavul, paket vb. eşyalarınızı verdiğiniz gibi alamazsınız. Bagajınız otobüse sille tokat atılır kündeye getirilip geri verilir.

-Hiç olmazsa 1 kere bozuk bir aparata (koltuk, havalandırma, hoparlör, koltuk arkasındaki garip masa, lamba)  denk gelirsiniz. Bu durum gerçekten sinir bozucu. Otobüs dolu olduğunda çözüm için alternatif üretemezsiniz.

-Genelde Saat 00:00 sonrasına kesilen biletlerde yanlışlık olma ihtimali fazladır. Aynı yere iki farklı kişi için bilet kesildiğini görebilirsiniz otobüslerde gereksiz diyaloglar olur..

-Yolcu otobüsleri genelde şehiriçi otobüs ve dolmuşlar gibi neredeyse her durakta durmaktadırlar. Bu durum gideceğiniz yere en az 1 saat gecikmenize yol açar.

-Üzerinde oturanın arkasına bakmadan dizlerinize dayanan ön koltuk sizi bilmem ama beni önümdekinin boğazını kesecek kadar sinirlendirir ve rahatsız eder.

-Horlama sağlık problemi olsa da bazen diğer yolcuları rahatsız edici olabiliyor. İzmirden dönerken gece yaklaşık 02:00 sularında arkada oturan bir hanımefendinin feryadıyla irkildi herkes. “Görevli yokmu, yarın işe gideceğiz, makineli tüfek gibi horluyor arkadaş, lütfen yardım edin” diye bağırdı. Kendimi tutamadım “bağırmadan da bu sorunu çözebilirsiniz” dedim sanırım ben de bağırmış oldum. Utandım pustum…

-Sizin cep telefonunuzu kapatmanız önemle rica olunurken şöförünüz cep telefonundan kayınçosunu arayıp mangalı hazırlamasını isteyebilir.

-Size ikram edilen içecekler her zaman -dökülmesin diye- yarımdır, şöför ve muavinler tam dolu içecek tüketebilirler.

-Her otobüs yolcuğunda film izlemek için dua etmeme rağmen film izletilse bile kurtlar vadisi veya herhangi bir karate, kick-box, delta force vari filmler izletilir dua ettiğime pişman olurum.

-Mola vermeyen otobüs yolculuklarım da oldu. Başıma geldi.. Öleceğimi düşündüm.

-Ön koltuklardan birinde oturuyorsanız ve şöförünüz sigara tiryakisiyse dumandan boğulabilirsiniz.

-Kışın otobüsler ya çok fazla sıcaktır ya da klima çalışmaz.

-Yazın otobüsler ya çok fazla soğuktur ya da klima çalışmaz.

-20 dk diye söylenen ihtiyaç molası süresi 10 dk ile 40 dk arası hep değişir.

-Servisler asla gideceğiniz yöne doğru gitmez…

Bunlar sadece aklıma gelenler.. Hepsini yaşadım. Bu yüzdendir otobüs yolculuklarından nefret ediyorum!!!

Hoşunuza gittiyse bu yazılara da bir göz atın derim..

Geri Dönüşümlü Kalem

Geri Dönüşümlü Kalem yazısının devamını oku...

http://www.onurpay.com

Küresel Isınma - Bilgilendirmede farklı bir yol

Küresel Isınma - Bilgilendirmede farklı bir yol yazısının devamını oku...

http://www.onurpay.com

Hakkında

Hakkında yazısının devamını oku...

http://www.onurpay.com


Bu yazı 28 Haziran 2007 Perşembe günü Onur Pay tarafından yazıldı

“Otobüs yolculuklarından nefret ediyorum…” için 5 yorum yapılmış

  1. ONALTIKIRKALTI tarafından Eyl 8, 2007 tarihinde yapılmış

    hah hah haaaa… çok sinir olmuşsun sen be yaw… iyi kötü bir şekilde götürüyorlar ya sen ona denk gelmişsin bunun her 100 seyahatten gidip de dönememesi var… neyse mevzuya gelelim… çözüm şu; en iyisi otobüs şoförü olup kurtul… ohhh, önündeki bütün tuşlar çalışsın, klima olayına kafana göre takıl, molayı istediğin kadar ver, en sevdiğin filmleri koy sinema günleri düzenle kendine, servis olayını hiç düşünme :) nasıl hoşuna gitti mi? eğer evet diyorsan yarın gel otogara başla istediğin yere bilet de bedava ;) üstüne üstlük bir de para alıyorsun… yalnız, gelirken işe başlayacağın gün hayatını kapının önünde bırakıyorsun o kadar…

  2. Baris Unver tarafından Kas 13, 2007 tarihinde yapılmış

    Özellikle Kocaeli menşeli Efe Tur bu konuda uzman. Küfür etmek istemiyorum (istiyorum) yukarıda yazdıklarının neredeyse hepsini gerçekleştiriyorlar.

    Bir de geçenlerde Süha Turizm diye bir otobüs firmasıyla İstanbul’dan Ankara’ya döndüm (Blog Konferansı’ndan), adamlar öyle bir kalorifer açtı ki pantolonum karardı. Çok ciddiyim. Uyandım bi baktım kotum na böyle koyulaşmış. Çüş dedim, kısın dedim ama on dakika kısıp geri açtılar 40 dereceye mi artık nereyeyse.

  3. aleyna tarafından Ara 3, 2007 tarihinde yapılmış

    katılıyorum :)

  4. erimtosit tarafından Oca 29, 2008 tarihinde yapılmış

    yaz günü donarak 7 saat yolculuktan sonra artık otobüste neyin ne dozda giyileceğini yaşayarak öğrendik. bence yolculuk = uyumak olduğundan koltuğumu “olabildiğince” yatırmak alışkanlığında ve bundan rahatsız olanlarla gerekirse kavga etmek eğilimindeyimdir.

    uyumak içinse malumunuz başımla cam arasına yumuşak yastığımsı bir nesne sıkıştırıp yandakine sırtımı dönüp saçımdaki tokayı söküp,
    sırt çantamı otobüsün dış duvarı ile ayaklarım arasına sıkıştırıp – yandakine hırsız muamelesi yapmak adettendir- en uygun pozisyonu almak gerek.

    bozuk alete çok rastlamadım açıkçası kulaklık yeri olup da kulaklık olmaması dışında. film seçimlerine gelince hareket halindeki araçta gözlerimi bir yere odaklamaya çalışmak midem için sıkıntılı bir durum. zaten izlediğim filmlerse mevzu bahis problem yok bazen izleyip bazen dışarı bakıp çoğunlukla uyuyarak filmi tamamlayabilirim.

    en dayanılmazı, şoförün sigarasını neredeyse nur-nimet saydıran ise muavinlerin şuursuzca Allah ne verdiyse sıktıkları iç bayan koku olarak değil de ciğerlerimde sıvı damlacıkları olarak çektiğim spreyler.

    o kadar ki benzer kokuyu başka yerlerde solusam öğürme refleksi halinde buluyorum kendimi.

    kokuyu başka kokuyla kapatma alışkanlığından muzdaribim anlayacağınız.

    penceresi açılabilen havadar bir belediye otobüsünü, fiyakalı ama havasız otobüslere tercih ederim ve ettim de daha önce.

    son olarak ölümüm teknoloji! bağımlısı, çok önemli aramalar bekleyen ama bu sırada sabah ankarada olması da gereken yol arkadaşlarımın cep telefonlarından olursa çok yazık olur bana .

  1. 1 geri izleme

  2. Kas 8, 2009: Gidiş dönüş insan arkası bir bilet lütfen. | Onur'un Kişisel Şeysi

Siz ne diyorsunuz?

Valid XHTML 1.0 Transitional Valid CSS!