İnternet’in Getirisi Götürüsü – Bir nevi icraat analizi

 Soğu işağeti

Az önce global hacker amblemiyle ilgili bir yazı yazmak geçiyordu aklımdan.. Onun yerine İnternet bana ne verdi benden ne aldı onları maddeler halinde sıralayıp İnternetsiz yaşayabilir miyim diye sormayı düşünüyorum. Yazı üzerinde çok düzenleme yapmadan sadece buraya yazıyorum. 

Ne veriyor bana İnternet

 – İlk aklıma gelen Bilgiye Olan Açlığı Doyurması: merak eden yaratıklarız, gizemi bilinmezi seviyoruz. Her gün istisnasız çok az konuşulan bir konuda sayfalar arıyorum o konuyla ilgili bilgiye ulaşmak ve bitmek tükenmek bilmez merakımı bastırmak için.

– Kimileri karşı çıksa da Sosyalleşme: yüzünü bile görmediğim ama bir çok şeyi paylaştığım o kadar çok insan var ki sanal dünyada. Yani fikir paylaşımı, tartışma, sebepsiz diyalog kurma gibi bir çok ihtiyacı internet aracılığı ile karşılayabiliyorum. İnternet üzerinden tanıştığım insanların çoğuyla karşılaşma fırsatı yakaladım. En kısa süreli olanlarla bir senelik samimi dostluğumuz var. Bunun güzel bir getiri olduğuna inanıyorum.

Yabancı Dil Gelişimi: Aslında İnternetle ilgili tüm kapılar öğrenmeye çıkıyor. Yani tek başına bile olsa İnternet’in getirisi öğrenmek diyebilirim. Yine de maddeleri mümkün olduğunca fazla tutmaya çalışıp ayrıntılı analiz yapmak istiyorum. Yabancı dil gelişimi dedim. Bildiğimi idda etmesem de derdimi anlatacak kadar konuşabildiğim ve akademisyen olabilmek için yeterli ölçüde (devletin yaptığı sınavlarla bunu gördüm)  ingilizce konuşup yazabiliyorum. Bu yetimin büyük çoğunluğunu temeli öğrendikten sonra İnternet’e borçluyum. Türkçe kaynak sıkıntısı çok fazla İnternet’te dolayısı ile anlatılanları anlamak için ya sözlük kullanıyorsunuz yada kendi dilinizde okuduğunuz bir sayfaya göre kafanızı daha çok işletiyorsunuz. Ve öğrenme gerçekleşiyor…

Zaman Kazancı: İnternet nihayetinde bir iletişim aracı en başta ancak kurumların şirketlerin ve ihtiyaç olduğumuz tüm oluşumların neredeyse İnternet şubeleri, araçları mevcut. Banka işlemlerimde, ders kayıtlarıma kadar, yemek siparişinden sevgiliye mektuba kadar bir çok ihtiyacı karşılamamın süresini kısaltıyor. Bu da kesinlikle büyük bir getiri.

İfade Kolaylığı Üye olduğum çoğu forum ve benzeri bilgi paylaşım platformunda düşüncelerimi özgürce ifade edebiliyorum. İnternet dışında da bu mümkün tabi ki. Ancak yüzlerce kişiyi karşınıza alıp düşüncelerinizi ifade etmeniz biraz zor. Düşüncelerinize yapılan yorumlar ise öz eleştirinizi ve ya kendize olan güveni kolaylaştırıyor. Bilmiyorum ama İnternet ve dışında tanıdığım insanlar arasında bu ifade etme şekli önemli ölçüde fark ediyor. Aynı kişiler ve ben de dahil kendilerini İnternet’te daha kolay ifade edebiliyorlar. Bu negatif bir etkende olabilir aslında emin değilim, neler götürüyor kısmında buna tekrar değinirim.

Aslında yazıya başlarken o kadar hararetli geldi ki konu şimdi bakıyorum da İnternet’in getirileri hakkında toplamda yazabileceğim çok fazla şey yokmuş neyse biraz daha zorlayım..

Maddi Kazanç: Belki bi süre geçtikten sonra oluyor ama itiraf etmekte yarar var, belli bir süre sonra ve doğru kullandığınızda internet gerçekten güzel bir gelir sağlayabiliyor. Dönem dönem aylık 300 tl ile 150 tl arası reklam gelirleri elde edebiliyordum. Rakamlar çok fazla değil ancak hiç olmamasından iyidir. Eğer birden fazla site sahibiyseniz ve ziyaretçi sayınız fazlaysa bu rakamlar oldukça artabiliyor. En azından İnternet giderleriniz ve web sitesi giderleriniz bu şekilde geri dönebiliyor. Edindiğiniz tecrübe, bilgi, deneyim ve keyif yanına kar kalıyor.

Eğlence: Eğlence ve eğlenmek değişken kavramlar. Ancak çoğu zaman kahkahalar gülebiliyorum İnternet’te karşılaştığım materyallerle ve ya oyunlarla inanılmaz heyecanlanıp hoş vakitler geçirebiliyorum. Tamam bunu kordonda bi tur atarak ta yapabilirim belki ama sevdiğim sloganlardan bir tanesi “minimum enerji maksimum düzensizlik”

Sanırım aklıma daha fazla bir şey gelmiyor.. çoğu düşüncem bahsettiğim şeyler altına giriyor sonuç olarak İnternet’in bana verdikleri bilgi, nakit, vakit ve eğlence ile sınırlı.

Ne alıyor peki?

Bu maddelerde çok zorlanacağımı zannetmiyorum.

Aklı Çok Fazla Gereksiz Bilgiyle Doldurması başta söyleyebilirim: Bilgiye ulaşmak için çok fazla kaynak taramak gerekebiliyor. Beyin hücrelerinin bitmez tükenmez olduğuna inanmıyorum. Çok yorulan beynin işlevini de erken kaybedeceğine inanıyorum. Dolayısı ile bir konu üzerine giderken yani birşeyler öğrenirken beraberinde başka şeyleri de öğreniyorum ve yine beraberinde başka şeyler.. Bildiğin bir çemberin yarı çapıysa bilmediklerin o çemberin çevresi oluveriyor birden. Öğrendikçe yeni şeyler aklı kurcalıyor ve ister istemez hiç bir şey bilmemek herşeyi bilmekten daha iyi geliyor bazen.

Asosyalleşme: Önceki 4 seneye oranla şu an çok az arkadaşım var evine gidip çayını içtiğim ya da yolda görüp selam verdiğim. Çünkü artık vakit evde bilgisayar başında geçiyor. İnternet’ten arkadaşlarla geçiyor yüzünü görmediğim sesini duymadığım insanlarla oluyor.. Sinemaya da gitmiyorum eskisi kadar çok sevsem de.. Filmleri internet’ten indirip izlemek daha cazip ve hesaplı geliyor.

Dili unutmak: Bilgisayar başındayken dil fazla çalışmıyor, bazen dilimin damağama yapıştığı oluyor susmaktan. Yazılarda aaaarghhhhh deyip çığlık ta atsam dilim yerinden çıkmıyor. Dolayısı ile konuşmaya çalıştığımda çoğu zaman sözcükler eskiye oranla dilime dolanıyor. Harf sorunları yaşıyorum. Kullandığım dilden Türkçe’den uzaklaşıyorum ister istemez. Blog yazmamın açıkça bir sebebi de bu Türkçe’yi unutmamak.

Zaman Kaybı: Bazen o kadar bağımlı kılıyor ki beni kendine yetişmem gereken yerlere bazen gecikebiliyorum. Uykumu bile çoğu zaman erteliyorum ve bu durum çoğu zaman zaman kaybına neden oluyor. Bir dosyanın inmesini beklerken, bir oyunun açılmasını beklerken, sorduğum soruya cevap gelmesini beklerken zaman kaybetmiyor değilim..

İfade Zorluğu: Parmaklar ve beyin birlikte çalışmaya o kadar alışıyor ki az önce de bahsettiğim gibi dil bir süreliğine ya da kalıcı olarak tatile çıkabiliyor. Ve gerçekte yüz yüze insanlarla olan iletişimimde ifade zorluğu çekmeme neden olabiliyor. Gülümsemeyi bile bazen engellediği oluyor çünkü komik bulduğum birşeye İnternet üzerinden ifade ederken şaslkdfjkgsjdfg yazıyorum sürekli ve ya smileylerle aynı işi görüyorum. Kısacası kendimi ifade etmemi zorlaştırıyor çoğu zaman.

Maddi Kayıplar:  Başta İnternet’in ülkemizde gerçekten pahalı olmasıyla, geceleri yapılan gezinmelerimin çoğu bana masraf olarak geri dönüyor. Önce şundan bahsedeyim size internet öyle bir hal aldıki yaşam şeklimde evin masrafları sabitlendi. Nasıl mı? uyku saatlerim belli sayılır, evdeki bilgisayarlar buzdolabı bulaşık makinesi ve lambalar dışında elektrik harcayan bir cihaz kullanılmıyor elektrik faturası sabit çünkü zamanın büyük bölümü İnternet başında geçiyor, İnternet faturasını zamanında ödemiyorum 3 aydan 3 aya ödemeye çalışıyorum o da kestikleri için faizi vs derken o da sabitleniyor. Neyse kaldığım yere döneyim. İnternette geçen uzun vakitlerin yol arkadaşları olmasını istiyor bünye, kola abur cubur ekstra öğünler derken bilgisayar masası yemek masasına dönüşüp ekstra giderleri beraberinde getiriyor. Günlük kafein tüketimi ve düzensiz beslenmenin ortaya çıkardığı sorunlar da cabası.

Can Sıkıntısı: Bazen alışık olduğum şeyleri hergün yapmaktan ya da rutinleşmesinden sıkılıyorum. Üye olduğum forumlara hergün girmek, sitelerin hergün bakımlarını yapmak, aynı oyunları oynamak aynı kişilerle konuşmak gerçek hayatta olduğu gibi can sıkıntısı verebiliyor.

İnternetsiz yaşayabilir miyim?

Bu soruyu bütün yukarıdakileri düşünmeden de cevaplayabilirdim.

Tabi ki evet. Canlı olarak yaşamak için İnternet’e ihtiyacım tabi ki yok ve onsuz yaşayabilirim. Ama İnternet’e bağımlı olduğumu kabul ediyorum. Onsuz gerçekten yapamam..

Baştan bakıyorum da getirdiği ve götürdüğü şeyler birbirine çok benziyor.. Çok küçük farklılıklar var aralarında ama biri diğerini hep kapatıyor. Her getirinin bir götürüsü oluyor.  Çıkamayacağımı düşünüyorum işin içinden ancak getiriler götürülerle eşitlense de, götürüler de getirilerle “Günler geçiyor öyle ya da böyle” Üzerimde günü kurtarmış olmanın verdiği dayanılmaz hafiflik var.. Evet “bugüne de şükür geçti”… İnternet’in size getiri ve götürülerini merak etmiyor değilim… Paylaşırsanız mutlu olurum. Bu arada ne kadar politik olduğunun da farkındayım..

Hoşunuza gittiyse bu yazılara da bir göz atın derim..

WordPress Tema Üreteci - WordPress Theme Generator

WordPress Tema Üreteci - WordPress Theme Generator yazısının devamını oku...

http://www.onurpay.com

Eklesene WordPress Plugin (Türkçe)

Eklesene WordPress Plugin (Türkçe) yazısının devamını oku...

http://www.onurpay.com

Bu site bilgisayarınıza zarar verebilir sorunu ve çözümü

Bu site bilgisayarınıza zarar verebilir sorunu ve çözümü yazısının devamını oku...

http://www.onurpay.com


Bu yazı 8 Haziran 2007 Cuma günü Onur Pay tarafından yazıldı

“İnternet’in Getirisi Götürüsü – Bir nevi icraat analizi” için 7 yorum yapılmış

  1. Umut tarafından Haz 9, 2007 tarihinde yapılmış

    Çok güzel bir yazı olmuş, izninizle bunu site bölümüne yazdığım blogunda tabi li link vererek kullanmak istiyorum. :)

  2. Onur Pay tarafından Haz 9, 2007 tarihinde yapılmış

    Teşekkür ederim yorum almak sevindiriyor :) Kullanabilirsiniz tabi ki..

  3. wolkanca tarafından Haz 10, 2007 tarihinde yapılmış

    Gerçektende aldıkları ile verdikleri çok yakın sosyalleştirirken asosyalleştiriyor.

    Çizgiyi koruyabilirsek mutlu olabiliriz yoksa kötü.

  4. Volkan Özçelik tarafından Haz 10, 2007 tarihinde yapılmış

    Gerçekten de internetsiz (yani matrix’e bağlanmadan) yapamıyoruz.

    Karşınıza yepyeni dünyalar ve farklı biçimde bir sosyallik çıkıyor.
    Yüzünü bile görmeyip her şeyimizi paylaştığımız insanlar oluyor.
    Daha önce farkına varmadığımız onlarca şeye rastlıyoruz.

    Bence götürüsünü dengeleyip, sanallığa kendimizi fazla kaptırmadan “gerçek dünya”nın da var olduğunun bilincinde olursak, internet kendimizi pek çok yönden geliştirebilmemiz için vazgeçilmez bir araç.

  5. Onur tarafından Haz 11, 2007 tarihinde yapılmış

    Eminim siz de kalkar kalkmaz bazen tuvalete bile girmeden bilgisayarın başına oturup maillerinize sayfalarınıza adsense hesabınıza bakıyorsunuzdur. Bu konu tamamen erkeklerin her zaman çocuk ruhlu olmasıyla ilgili. Büyüyoruz ve oyuncaklarımız elimizden alınıp sandıklara kaldırılıyor ya da zaten hiç oyuncağımız olmuyor. Büyüyünce de oyuncaklar yerini bilgisayara bırakıyor. Evet seviyorum bu oyuncağı ve bu sefer bırakmak istemiyorum elimden. Biraz daha biraz daha oynayım diyorum. Hiç büyümeyeceğim sanırım.

  1. 2 geri izleme

  2. Haz 9, 2007:   İnternet ve değişim üzerine  | BLOG KAZANI
  3. Haz 9, 2007: İnternet ve değişim üzerine : İnternet ve Yaşam

Siz ne diyorsunuz?

Valid XHTML 1.0 Transitional Valid CSS!